976 entry daha
  • temel nedeni; çocukluk döneminde bakım vereni ile -çoğunlukla bu annnedir- ilgili ilişkilerde iniş çıkışlar ve tutarsızlıklardır.

    borderline kişiler genellikle çocukluk dönemlerinde annesi tarafından baskı altına alınmış, işgal edilmiş kişilerken zaman zaman da annesi tarafından terk edilmiş kişilerdir.

    örneğin; 2 yaşında çocuk, oyuncaklarıyla oynuyor. oda biraz dağınık. çocuğun keyfi yerinde. o sırada odaya anne giriyor. annenin de o gün keyfi yerinde. çocuğa “ne kadar güzel oynuyorsun, hadi beraber oynayalım “ diyor. hoş bir deneyim gerçekleşiyor. her şey yolunda.

    birkaç gün sonra çocuk yine aynı şekilde odayı dağıtmış, oyuncaklarıyla oynuyor. fakat anne bu defa moralsiz, kötü bir gününde. çocuğun odasına girdiğinde şartlar aynı olmasına rağmen “ bu ne pislik! bütün odayı dağıtmışsın, çabuk odanı topla!” dediğinde bu durum çocukta bir karışıklık yaratır. her şey aynı olmasına rağmen birbirinin tam tersi muameleye maruz kalması ve bunun defalarca tekrar etmesi üzerine bir süre sonra çocuğun ruhu bölünmeye başlar. aslında bebekliğimizde ruhumuz bölünmüş ve parçalanmıştır. bu yavaş yavaş bütünleşme ve tek bir ruhsal yapı olma eğilimine geçer. ama borderline kişilerde bölünmüşlüğün bütünleşmesi tam olarak gerçekleşmez. bütünleşme için tutarlı bir ortamda yetişmek gerekir. annenin az önceki gibi tutarsız davranışları çocuğun zihnini bulanıklaştırır ve adeta gel git akıllı diye de tabir edebileceğimiz çift karakterli birisi olmasına sebep olur.

    diğer bir husus ise “annenin kötü duyguları çocuğa yüklemesi”.
    mesela anne eşine kızgın, komşuya kızgın ya da işyerinde yolunda gitmeyen bir şey oldu. anne taramaya başlar. gücünün yettiği en yakınındaki çocuktur. çocuğun bir hatasını bulayım da ona patlayım diye düşünür. çocuğun ufak bir hatasında örnek veriyorum bardak kırmış olsun bütün öfkesini ve negatif enerjisini çocuğa kusar. annenin öfkesinin temelinde aslında diğer saydığım unsurlar varken, belki de bu öfkenin onda biri çocuğun şahsınayken bütün öfkesini çocuğa yansıttığında çocuk şunun eğitimini almış olur. “kötü hissettiğin zaman birini bulacaksın, içindeki öfkeyi ona atacaksın ve sen rahatlayacaksın”. belki binlerce defa buna maruz kaldığı için çocuk dünyayı böyle bir yer sanır. yetişkinlik döneminlerinde de özellikle duygusal ilişkilerde bunu böyle uygular.

    çocukluk çağındaki bu deneyimler terk edilme korkusunun da kaynağını oluşturur. anne, kötü duyguyu çocuğa yükledi, sonra uzaklaştı. işine gücüne devam etti. şimdi o kötü duygu çocukta uzun süre kaldı. çocuğun beklentisi böyle durumlarda anne-baba ya da başka birisi yanına gelsin, onu regüle etsin, güzel şeyler söylesin. ama maalesef genellikle anne uzun bir süre yanına gelmeyip çocuğun beklentisi gerçekleşmeyince çocukta terk edilme duygusu başlar.”sevdiğim kişi günün birinde beni terk edip gidebilir” duygusu pekişir.

    çocuk büyüdüğünde de partneri ile olan ilişkilerinde buna dikkat etmeye başlar. içinde olan terk edilme korkusu ile saçma sapan ve gereksiz şüpheler ile davranışlar içerisine girip ilişkiyi sabote eder.

    terk edilme herkese acı verir. ancak herhangi birinin terk edildiğinde hissettiği ile borderline kişinin hissettikleri çok farklıdır. hani bir laf vardır “ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi”. bu kadar yoğun hissederler. ölüm gibidir.

    ilişkilerinde manik dönemlerinde partnerlerine dünyada cenneti yaşatan bu kişiler ufak bir tetiklenmede her şeyi alt üst eder. zaten uzun süren bir sakinliğe de tahammülleri yoktur. herhangi bir gerekçeyle ortalığı yakar, yıkar. kötü duygusunu karşıya atar. böyle durumlarda karşıdaki kişi uzaklaştıysa borderline kişi bundan da rahatsızlık duyar. bir şekilde tekrar yaklaşır ya da manipülatif bir şekilde karşıdakinin yakınlaşmasını sağlar. belli bir yakınlaşmadan sonra yine problem yaratır. karşı taraf tekrar uzaklaştığında aynı şeyler kısır döngü şeklinde devam eder. ilişkinin iyice toksik hale gelmesine sebep olur.

    tabiri caizse annenin yapmış olduğu hataların ceremesini partner çeker.
  • eski sevgilimin kavga esnasında sürekli "sen borderline'sın." demesiyle tanıştığım hastalık.

    bana borderline tanısı koyma sebebi de o iyiyken benim de iyi davranmam, ama o sinirlenince benim de sinirlenmem, onu kötücülleştirmemmiş. yani bir borderline önce kendini sonra sizi uçlara çekip, ardından size borderline diyebilecek kadar gerçekliği zorlayabiliyor.

    neyse ben borderline nedir bilmiyordum, biraz araştırayım dedim ve bingo. sürekli projektif identifikasyon yapıyormuş. zaten içinde ne varsa beni öyle görmüş. aşırı yoğun iş süreci yüzünden ilk başta mecbur hep onunla ilgili konuşuyorduk. sadece 3 hafta içinde yaşadığım lovebombing, aynı eve çıkma ve iş yapma planları, bana ve dışarıya karşı öfke nöbetleri, bitmeyen kavgalar, intihar bahsi, anlattığı aile yapısı, ailesinden birinin borderline tanısı alması ve bunu ortaklaşa kabul etmemeleri, komikmiş gibi anlattığı freakshow tarzında aile hikayeleri, evindeki kitaplar, daha ilişkinin en başında yaptığı "eski sevgilinle konuşur musun?", "instagram'ında yedekte birileri var mı?" gibi muhtemelen kendi yaptığı için (yapıyormuş, sonradan çıktı) bana yaptığı sorgulamalar, en başından beri rüyasında beni onu aldatıyorken ya da eski sevgilimden birlikte kaçıyorken görmesi. neyse ki çok ilerlemeden her şey tam yerine oturdu.

    ilgili tüm başlıkları okudukça kafamda şimşekler çaktı. ben bu zamana kadar, ilk ilişkim dahil (3.5 yıl sürdü) 1 kişi hariç borderline olmayan hiçkimseyle takılmamışım sanırım. ben tüm kadınlar böyle sanıyordum. en yakın zamanda terapi alacağım*

    o kadar aydınlandım ki en başından herhangi bir b tipi kişilik bozukluğu ile ilişkinin henüz lovebombing aşamasındayken bile yaşadıklarımdan nasıl anlaşılırdı diye bir yöntem bile buldum depresyon sürecimde. baştan söyleyeyim psikoloji alanında lisansım yok. sadece kişisel tecrübelerim. bu tür insanları lovebombing'de -ki lovebombing'in kendisini flört esnasında fark etseniz de belki de gerçek bir aşkın içindesiniz nerden bileceksiniz- baştan anlamak için honey pot uygulayabilirsiniz. şüphelendiğiniz insana önce asla alınmayacağınız bir konuda alındığınızı ya da bir eksikliğinizi nazik bir biçimde iletiyorsunuz. tercihen önce kendinizle ilgili bir esprili eleştiri konusu açıp sonradan 'artık fazla geldi, kötü hissediyorum, bu konuda artık espri yapmayalım' gibi bir şekilde konuyu kapatmasını istiyorsunuz ilerleyen süreçte. sonra bu insanların istemsizce bile gözükse sınırınızı nasıl defalarca ihlal ettiğini oturup izliyorsunuz. muhtemelen bir iki kere daha bariz bir biçimde yapacaklar. tekrar uyarırsanız veya sert tepki verirseniz daha alttan gizli mesajlarla aynı konunun üstüne gitmeye devam edecekler. burada alınmayacak bir konu bulmanız çok önemli çünkü eğer alınırsanız veya sinirlenirseniz gerçeği görmeniz çok zorlaşıyor. sizi sinirlendirip sizi haklıyken haksız duruma düşürecekler de sonradan çünkü.

    honeypot'unuzda bir dikkat edilmesi gereken kısım da size asla o konuda gerçek bir destek, motivasyon vs. vermeyecek olmaları. verirlerse de 'abartılıyor' ya da 'o kadar dert edilecek bir şey değil' noktasında kalır. kendileri iyiyken, çok verici olabilecek bir konumdayken bile o konu değersiz ve anlamsız kalacak onlar için. bahsini açtığınızda hızlıca kapatılacak ve konu kendilerine geçecek çünkü içten içe sizi düşürmek istedikleri için o noktaya karşı sizi güçlendirmek istemeyecekler ve kavgada genellikle vurulacak noktanız orası olacak ileride.

    benim honeypot'um ailemle konuşmadığımı söylememle oldu. konuşmuyordum ama neden konuşmadığımı detaylı anlatmamıştım. karşıdaki sizi idealleştirirken eksik kısımları kendi hikayelerine göre dolduruyorlar. kavga anlarında bir baktım ki hem kendi ailesinden örüntüler kullanıyor hem de sizi o noktadan kırabileceğini sanıyor. gerçek olsa müthiş bir biçimde kırılacağınız bu konu, sizinle alakası olmadığı için özgüveninizden sekecek ve 'ne saçmalıyor bu?' seviyesini geçemeyecek. tepki bile vermeyeceksiniz belki. ama elinizde müthiş bir işaret oluyor.

    ama diğer bir sürü şeyi maalesef yaşayarak deneyimledim. kanla yazıldılar. uzun bir iç dökme şekilde örnek vakalar olacak.

    son sevgilim en başından beri "senin unutamadığın bir eski sevgilin var." gibi şeyler söyleyip sonra alakasız yerlerde kendi eski sevgililerinden bahsediyordu. yemeğe çıkarken, "biri çok yerse ben de yiyorum. eski sevgilim sürekli yemeğe götürürdü çok kilo aldım." gibi şeyler. koşuşturmacalı bir süreçte olduğumuz uygun bir zamanda pasif agresiflik yapmadan nazik bir biçimde böyle şeyler duymayı tercih etmediğimi söyledim. açık olduğum için teşekkür etti ve belirttiğim için çok hoşuna gittiğini söyleyerek konuyu kapattık. aradan biraz zaman geçti, bir ara bir derdimi anlatırken "eski sevgilimden bahsetmek gibi olmasın" diyerek, yani konunun da farkında olarak, önce kendi hikayesini araya sıkıştırdı sonra "herkesin hayatına birilerinin girip çıkmasının bir sebebi var" gibi bir sonuca bağladı. tepki vermedim konuşma içinde. tepki vermediğimi anladı zaten. akşamına parasal konularda dertleşirken önce iş adamlarıyla bir toplantısını anlattı. tam bağlayamamıştım. sonra konu başka yere evrilmeye başlayınca konuyu geri çekip oradaki bir iş adamıyla çıktığı date'i anlatmaya geçti. sonra da bunu 'zenginler sana değer vermez'e bağladı. karşılıklı konuşma sürecinde konuyla alakalı şeyler gibi. ama bahsedilmese de olur noktasındalar. zaten bahsedilmelerinin sebebi kesinlikle orada bir sınırınızın olmasını bilmeleri. çünkü belirtmişsiniz daha önceden. çoğunlukla bilinçsiz olarak sizin gardınızı kırmaya oynuyorlar.

    sonra ne mi oldu. akşam yanından ayrıldıktan sonra hiçbir şey yokken kendi kendine müthiş kaygılandı. zaten gün içinde 2 kere sınırınızı ihlal edip sizi de hazırladı. toplantısındayken twitter'ımdan şüphelendiği için eski bir tweet'ime reply attı. sürekli açıklayamadığı bir kaygı hakkında konuştu ama asla konuyu açmadı. konuşmalara aralık vermeye başladı. beni de kaygılandırmaya başladığını anladığı noktada atağa geçti ve istediği kadar ilgiyi veremeyecek durumda olduğum için, pasif agresifliğe ve ilişkiyi bitirme tehditlerine başladı. siz bu noktada zaten ne yaparsanız yapın ufacık bir yeterli gelmeyen ilgisiz davranışınızda ya da sınır çizmenizde bir anda ayrılığa kadar giden günler sürebilen bir kavganın içine düşüyorsunuz. kavga ederken eski sevgili hikayelerinden artık gerildiğimden bahsettiğimde neden anlattığını açıklarken çok saçma bir biçimde aynı hikayeyi 1 kere daha en baştan anlatarak sundu mesela. "şu şu sebeple böyle yaptım, özür dilerim." falan diyebilecekken bütün hikayeyi lafa nasıl sokuşturdu hala anlamamışımdır. bir sonuca varma, kendinizi ifade etme şansınız yok. zaten genellikle hep sözünüzü kesiyorlar. kavgadan artık pes ederseniz ya da bi şekilde sonuca bağlanırsa bile intihar tehditleri, "bir ilişkiyi bile yürütemedim" gibi kendini acındırmalar (hiç bitirme konusunu açmasanız bile), "senin yüzünden"ler başlıyor. eğer gaslight'ı yemişseniz sonrasında zaten sürekli kendinizi suçlar noktada terk edilmiş olarak kalıyorsunuz. ayrılığa karşı hassas olduğunuzu biliyorlarsa genelde bir tehdit olarak kalıyor. ki kavga esnasında bile bu net kararlı kararsızlığı görebiliyorsunuz. enerjinizin kaldığını bilirlerse onca şey demelerine rağmen bir bahane ile geri dönüyorlar. bu kavgada 'genel geçer bir konudan bahsederken benim ondan bile alındığımı' söylediğini zaten tahmin etmişsinizdir.

    bir de kavgadan önce "seni çok özledim.", "ne olur 1 hafta daha minnoş olalım.", "senden soğumama sebep olacak bir şey varsa 1 hafta daha sonra çıksın." demişti. şimdi bakınca hem kendi ne yaşayacağını biliyormuş. ama yine de hem acındırmayı, hem de daha başlamadan -benim soğunulacak bir özelliğim çıkacak- beni suçlamayı başarmış. gerçekten aşırı zekice ve hem bana hem kendine manipülatif. yaşadığı kaygı da sonradan söylediğine göre "eğer benden bi kötülük gelecekse bununla nasıl başa çıkabileceği hakkındaki korkusu", "çok mutlu olduğu için ilişkide iyi gitmeyen şeyleri görememesi ve kavga ettiğimiz için bunun doğru çıkması" falanmış. sağlıklı bir düşünce yapısında karşınızdakinin aldattığını düşünüyorsanız 'aldatıyor musun?' sorusuna genellikle 'hayır.' cevabını vereceğini tahmin eder buna göre bir şeyler yaparsınız. kaygılarını bile sürekli karşı tarafı alttan alta suçlayarak, kişinin kendini sorgulatacak şekilde ifade ediyorlar.

    ha sınırınızı ihlal ettiğinizi tekrar söyleseydiniz, hiç kavgaya mahal vermeseydiniz bir şey değişecek miydi? kesinlikle hayır. ben bunu çok deneyimledim gençken. o kavga yine bir şekilde çıkacak. bunu kabullenmeniz çok önemli. bugün sizin modunuzu düşürerek yapamazsa yarın başka bir konuda 180 derece dönecek, yine gaslighting'e uğrayacaksınız. en ufak bir hatanızda ya da alınganlığında öfke patlaması göreceksiniz. suçlu hissettiğiniz için karşıdakinin öfkelenmesini normal karşılayabilirsiniz. ama bu genelde normalden çok abartılı bir tepki oluyor. alttan almanızın, özür dilemenizin sakinleştirmediği ve hatta git gide daha da sinirlendiği ve yıkıcı davrandığı bir süreç oluyor. ne kadar tepki vermeseniz bile olayı bir kademe daha yükseğe taşıyacaklar. hiç küfürlü tartışma olmamış bir ilişkide ilk küfrü edecekler. paranoid biçimde olmamış bir şeyler ya da yapabilecekleriniz için suçlayacaklar. bir şeylerin dozunu hep onlar arttıracak. amaç yine gardınızı düşürmek ya da sizi de o davranışlara sürükleyip ihaleyi size bırakıp terk edebilmek için bir sebebe tutunabilmek. zaten günün sonunda hep yapma dedikleri şeyleri kendilerinin bol bol yaptıklarını fark edeceksiniz. hem suçunuzun ne olduğunu anlamadığınız hem de karşıdakinin aşırı öfkesinden dolayı sinmiş hissediyorsanız dikkat edin. öfkelenmek normal bir şey. yaptığınız bir şeyden ötürü karşıdakinin öfkelenmemesini istemek sizi manipülatif yapar. ama yetişkin insanlar olarak "öfke kontrolü" yapmak da sorumluluklarımız altında. insansınız hata yapabilirsiniz. karşıdaki insan da tepki gösterebilir. ama bunun da bir medeni sınırı var. genelde tüm ipler karşıdan gelen öfke patlamasına siz haksız olduğunuz için bir şey diyemediğiniz için geriliyor. çünkü normal olarak ilk başta karşıdakinin sorununu çözmeye odaklısınız. ama gördüğünüz öfke patlaması tension loops oluşturdu bile. muhtemelen size yapılsa belki de hiç kavga etmeden 1-2 saatte çözülecek konu karşı taraf için günlerce sinir sebebi olabilecek, sizi cezalandırabilecek ve bunu da o an anlayamayacaksınız ve içinizde pasif bir öfke birikecek. muhtemelen tartışmadan suçlu ayrılacaksınız ve sorun çözülse bile üstüne bir de barışmak için tekrar efor sarf etmeniz gerekecek. karşıdaki 'biraz daha uğraşırsan düzelebilirim' gibi bırakacak her şeyi. bitmek bilmeyen cehennem gibi bir ilgi açlığı. o yüzden kavgalardan dolayı suçluluk psikolojisine girmemeniz çok önemli. burada zaten çatışmadan kaçınmanızın ya da kaçınmamanızın hiçbir farkı olmuyor işte. en fazla süreyi uzatırsınız. sonu yine aynı. direnciniz ve sabrınız kırılana kadar başka bir zaman kavga ve ayrılık.

    başka bir örnek bir flörtüme de arada twitter'a boyumla alakalı şakalar yazdığımı söylemiştim. bir noktadan sonra şakama dahil oldu. konuyla ilgili tweetler vs. atmaya başladı. okey her şey normal. daha sonra bir dönem şu anlık kötü hissettiğimi bi süre böyle şeyler yapmayacağımı söylediğimde konuyu görünürde kapattı. bir kere de uyardım. ama 1 ay sonra beni elde ettiği noktayı fark ettiğinde daha önce hiç yapmadığı şekilde 'şu ünlü çok uzunmuş', 'kargocu çok uzundu' falan gibi anlamsız gün içi sohbetlerine sürekli boy konusunu dahil etmeye başladı. günde en az 1 kere, bazen sohbet başlatıcı olarak bile boy konusu açıyor. sizinle alakalı değil gibi gösteriyor ama sadece sizin baştaki sınırınızdan tepki yediği için geçebileceği başka noktalar arıyor. başlangıç için güzel bir narsistik örüntü. elde ettikten sonra sizin gitmenizi engellemek için aşağılama süreçleri başlıyor. ilişkinin sonrası zaten bütün gün ilgi alaka ertesi gün durduk yere yok olmalar, öfke nöbetleri, yaptığı çoğu şeyi reddetme, medeni tartışmaları hakaret dolu kavgaya dönüştürmesi vs. boy konusunda sürekli 'çok alıngansın' dediğini zaten tahmin etmişsinizdir.

    daha eski şeyleri hatırladıkça daha fazla örneklendirip editlerim burayı ama örüntüler hep aynı. tanı kriterlerinin tutması. zaten ilişkiler için çok bahsedilmiş. önce lovebombing, bol bol future faking. "beni kaçıracaksın" mesajları ya da sizi aşağı gösterme. kavga esnasında müthiş bi manipülasyon. onca söylenen şeye rağmen saçma sebeplerle geri dönüşler, gitgeller. o da olmadı yıllar sonra geri ortaya çıkma. düşerseniz aynı süreçler baştan. kendileri evlenseler dahi devam eden hoovering. size evlilik teklif edilip sonradan 'sizinle ilgili' eksikliklerin ortaya saçılması. şeytanmışsınız gibi "manipülatifsin, kendimi senden korumam gerekiyor" demesine rağmen ayrıldıktan sonra açılan engeller. ben deliyle deli olmayı gençken öğrenmişim. bi' noktadan sonra patladığım için* ve hoovering'e artık düşmediğimden devamında ne oluyor sadece 1 kere gördüm. zaten o zamandan beri bilinçaltım bazı şeylerden neden rahatsız oluyor çok iyi anlamlandırdım.

    detaylı bir biçimde örnek vermeye çalıştım çünkü çoğu kişinin bahsettiği 'anlamsız kavgalar' ilişki içerisindeyken o kadar anlamsız gelmiyor. benim gibi çoğu insan da başlangıçtaki işaretleri görmeyi kaçırıyor. bazı örnekler de artık aşırı uç noktalara gitmiş film tadında vakalar. o noktaya kadar geldiyseniz zaten geçmiş olsun. 3-4 sene siz de kendinize gelemezsiniz artık. önemli olan başta fark etmek. çünkü özgüvenli biri değilseniz hatayı hep kendisinde arıyorsunuz. ya da gündelik sohbet içinde, çalışıyorken falan o kadar farkındalığınız olmuyor. o yüzden kendinize, ne hissettiğinize ve size nasıl davranıldığına, konulara nasıl tepki verildiğine çok çok çok dikkatli bakmalısınız. sonra 1-2 ay sonra bir bakıyorsunuz o ışık sanki bu kadar sönük değildi. olan biteni fark ettiğinizde kendi özbenliğiniz çoktan ölmüş, çürümüş, kokmaya başladığı için uyandığınızı anlıyorsunuz. başta bahsettiğim kesinlikle alınmayacağınız bir konu olması da bu yüzden. bir insanı tanıma sürecinde karmaşık duygular besleyebiliyorsunuz. herkeste olduğu kadar iyimser görme, biraz da idealleştirme noktasındasınız. o yüzden üstüne net düşünebildiğiniz, düşünürken kendinizi yormayacağınız bir konu olmalı bu honeypot. berrak zihinle sürecin konuşulmayan tarafını da görmeniz lazım. eğer tartışma sürecine falan girerseniz, mükemmel bir grey rock değilseniz karşı tarafın kendini haklı çıkartabileceği şeyleri illa ki yapıyorsunuz ve bi' bakmışsınız kavganın konusu oraya evrilmiş ve yine siz 'ilgi göstermeyen', 'ağlatan', 'alıngan', 'haksız' olarak suçlusunuz ve özür diler haldesiniz. o duygular içinde net düşünebilmeniz mümkün değil. manipülasyonu göremediğiniz noktada oturup bütün gün ben ne yaptım ki şimdi diye kendinizi yiyebiliyorsunuz.

    tabii bunlar tek başına tanı için yeterli değil ama biraz aile hikayesi, öfke nöbeti, bahsettiğinden farklı davranışlar ve özellikle alma verme dengesizliği görünce taşlar yerine oturuyor. zaten borderline kişilik bozukluğu olsun ya da olmasın sizin sınırlarınıza saygı duymayan ve manipülatif birisiyle çok zorluk yaşayacaksınız.
3 entry daha
hesabın var mı? giriş yap